Bühtan ne demek Osmanlıca?

Bühtan ne demek Osmanlıca?, Bürran ne demek Osmanlıca?, Bünyâd ne demek Osmanlıca?, Burudet Osmanlıca ne demek?, Osmanlıca abi ne denir?, Bühtan ne demek Osmanlıca?


Bühtan ne demek Osmanlıca?

Bürran ne demek Osmanlıca?, yalan. atmaca. iftira.)

Bürran ne demek Osmanlıca?

Bürran ne demek Osmanlıca?, yalan. atmaca. iftira.)

Bünyâd ne demek Osmanlıca?

Bünyâd ne demek Osmanlıca?, (ﺑﺮ]ﺍﻥ) sıf. (Fars. burrān) Keskin, kesici: “Hançer-i bürran.” Şemse-i şemşîr-i bürrânın aceb âyînedir / Kim görünür sûret-i feth-i zafer anda ıyan (Mesîhî). Tîğ-i gamzen öyle bürrandır ki cellâd-ı ecel / Dökse kan ta'cîl için tîğinden eyler iltimâs (Fuzûlî).

Burudet Osmanlıca ne demek?

Burudet Osmanlıca ne demek?, (بُ) [ په . ] (اِمر.) 1 - شالوده ، اساس . 2 - بیخ ، پایه .

Osmanlıca abi ne denir?

Osmanlıca abi ne denir?, [ بُ دَ ] (اِمص) برودة. سردی.

Bühtan ne demek Osmanlıca?

Bühtan ne demek Osmanlıca?, Köken. Ağa kelimesi Türkçe kökenlidir, Türkçede kullanılan kelime ise "ağabey" anlamına gelen Eski Türkçe akadan gelmektedir.

Bürran ne?

Bürran ne?, yalan. atmaca. iftira.)

Badehu Osmanlıca ne demek?

Badehu Osmanlıca ne demek?, Berran: (Bürran) Keskin, kesici.

Bedid ne demek Osmanlıca?

Bedid ne demek Osmanlıca?, Eski Türkçe ve Osmanlıca'da 'Ondan Sonra' anlamına gelen Badehu, hem ocakbaşı hem de club konseptiyle Çeşme eğlence hayatına giriş yaptı.

Beyit ne demek Osmanlıca?

Beyit ne demek Osmanlıca?, ( ﺑﺪﻳﺪﺍﺭ– ﺑﺪﻳﺪ) sıf. (Fars. bedіd > bedіdār) Meydanda ve görünür durumda olan, açık, belli, âşikâr, zâhir, pedid, pedîdar: Başka bir âlem bedîdâr eyledim meyhânede (Muallim Nâci). Olur orada hayât u neş'e bedîd (Recâîzâde M.

BUUD ne demek Osmanlıca?

BUUD ne demek Osmanlıca?, Beyit, iki mısradan meydana gelen nazım parçası. Batı edebiyatında beyte "kuple" denir. Divân edebiyatında nazım birimi sayılan beyit, aynı vezinde olan ve birbiri peşinden gelen iki mısradır.

Engüşter ne demek Osmanlıca?

Engüşter ne demek Osmanlıca?, buud.

Bağa ne demek Osmanlıca?

Bağa ne demek Osmanlıca?, (ﺍﻧﮕﺸﺘﺮ) i. (Fars. enguşter) Yüzük: Âlemi teshîr için hâtem ne lâzım tab'ıma / Ben Süleymân-ı hayâlim neyleyim engüşteri (Nef'î'den).